// Arşivler

Archive for Aralık, 2009

Bilgisayarınız için Twitter Programları

Bu Programlarla Twitter Kullanmak Çocuk Oyuncağı

Kesinlikle twitter için desktop programı gerekiyor. Websitesine bağlanmak TTnetle yavaş olduğundan yazacağınızı bile unutuyorsunuz. Kullanıcı girişiydi, şifreydi filan, link kısaltma programının sitesi neydi gibi derdiniz olmuyor. Ya şu kişinin yazısı nerdeydi gereksiz zaman kayıplarının da önüne geçiliyor.

Adobe Air ile yüklenen destroy twitter, twhirl , seesmic, twitdeck windows, linux ve macos platformlarına kurulabiliyor.

Gelelim Programlara

twitter
Twitter programları

Destroy Twitter tam bir destroyer yok edici.

Takip ettiğim kişi sayısı 29  ve bu kişiler içinde çok çok çok gönderi (tweet) yapanlar var. E böyle olunca samimi olduğum ve özellikle takip etmek istediğim arkadaşlarımın yazıları retweet ve tweetlar arasında kayboluyor, gözden kaçıyor. Çok gönderi yapanların linkleri de yararlı olduğunu düşünüyor ve o kişileri silemek istemiyorsanız. Destroy Twitter ile takip etmek istediğiniz kişilerin bir listesini çıkarıp, sadece onlara ait gönderileri görebiliyorsunuz.

Eksik Yönü: Birden fazla twitter hesabı olanlar için ek bir hesap açılamaması

Twhirl

Seesmic tabanlı çok şeker (eye candy) bir twitter programı, destroy twitter ile birlikte kullanıyorum.
Birden fazla twitter hesabı (account) desteklemesi
Ayrıca identica, laconi.ca friendfeed ve seesmic accountlarını burdan takip edebilirsiniz.
Yazdıklarınızı Facebook, MySpace, LinkedIn, Jaiku durum (status) yazısı olarak dışa aktarabiliyor.
Gelişimiş uyarı ayarları ve bir sürü özelliği var.

Eksileri: Destroy Twitter daki gibi özel kişi listesi oluşturup takip edilememesi..

Seesmic

Birden fazla twitter hesabı açmanızı ve ek olarak facebook hesabı açabiliyorsunuz.
Facebook‘u sevmediğimden açıp denemedim ama muhtemelen facebook uyarılarını takip edebiliyorsuz.
Eksileri: takip ettiğim insanların listesi nerde bu listeyi bulamadım.

Seesmic, Twhirl, Destroy Twitter üçü de güzel uygulamalar. Hepsi temel ayarları kolaylıkla yapmanızı sağlıyor. [Retweet , reply(yanıtlama), favoriye ekleme, direct (özel mesaj), olayları takip etme , bloklama, gönderi silme, uyarıları ayarları, görünüm ayarları (theme) gibi temel özellikleri twitter sayfasına gitmeden 1-2 tıkla yapmanızı sağlıyor.] Twit deck’de bunlar gibi iddalı bir program ama bende kurulmadığından onun hakında bilgi veremiyorum ama onu da deneyebilirsiniz.

http://www.twhirl.org

https://destroytwitter.com

http://seesmic.com

http://www.tweetdeck.com

Twitter Etik Kuralları Ders 102

Twitter Etik Kuralları

Her yaptığınızı yazmak zorunda değilsiniz. Ne yediğiniz kimsenin umrunda değil!!!

Şu an x cafede espresso içiyorum, şu konsere gidiyorum hadi gelin yazmak hiç olmazsa buluşmak için mantıklı ama twitterdan takip eden insanların çoğunun cep telefonuna uyarı mesajı gelmediğinden yazdığınızla kalıyor. Hatta hiç okunmadan kalıyor.

Twitterda Chat Yapmak

Bir chat alanı gibi twitter kullanmakla takipçilerinize yapılacak en kötü şeylerden o yazdıklarınız tüm takipçileriniz görüyor. Özel paylaşımları direct özel mesajtan gönderin.

Özel mesajı kişisel konuşmanız için kullanın. Mesajlarınız için 140 karakter yetmiyorsa im instant messsage programlarına msn’e yönelin.

Bunu mutlaka ReTweetlemeliyim, Tweetlemeliyimciler

ReTweet paylaşım için güzel ama onunda çok olanı bayıyor. Hatta otomatik bir proglamla aynı yazı ve değişen kısa bir linkten oluşuyorsa kimse tıklamıyor onları… Birini tıklasak günde 100 tane böyle link gelince bloklanıyorsunuz.

Tweetleriniz ve Retweetlerinize kendinizden bir şeyler katın robotik olmayın.

Sadece ard arda link paylaşmak bu da kötü takip eden insanlar bu monotonluktan sıkılıyor. Biraz kendinizden bişiler katıp link eklemek daha doğru.

Kişisel Güvenlik

Yalnız yaşıyorsanız ne tweetlediğinize özellikle dikkat edin şu an dışardayım yazıp hırsızlara davetiye çıkarmayın. Sakın mail adresim şu diye açık gönderi yapmayın. Spammerlardan uzak olmak için mail adresinizi arkadaşınızla paylaşaksanız direct mesajı kullanın. Direct mesaj, bir nevi özel mesajtır.

İnternette açık adresinizin bilgisi varsa profil adınız ile ilişkendiriliyorsa bu bilgiler. Hele birde her yaptığınızı yazıyorsanız dikkat edin. Karda yürüyüp iz bırakmayın. İnternette gizli takipçiler kol geziyor. (Stalker) Bu konu sadece twitter ilgilendirmiyor, facebook gibi siteler için de bu durum geçerli olduğunu unutmayalım.

Profilimi Özelleştirmelimiyim

Profilinizi özelleştirmek, kendinizi farklılaştırmak için takipçileri 1-2 saniye daha tutmak için birebir.

Başka Ne yazılabilir :?

Arama özelliğini kullanın ilgilendiğiniz konuları , özel kelimeleri yazın bir bakın nasıl da ilginç kişiler bulacaksınız veya kendi gönderilerinizde ilginç şeyler yazın ki arayanlar da, bu insan bulutunda sizi bulabilsinler.

Ya biri sizi takip ettiyse illaki takip etmenize gerek yok ama bir profiline bakın linkine tıklayın ya :) Kendim için istekler :) http://twitter.com/akvaryumkeyfi

Kesinlikle twitter için bilgisayarınıza program gerekiyor. İlk başlarda 4-5 kişi takip ederken güzel ama sonra web sitesinden takip etmek imkansızlaşıyor.

İyi tweetlemeler…

Twitter’a giriş dersi 101

Twitter nedir ? Yeni ufuklara yelken açmaya hazırmısınız.

Twitter basit bir fikirden ortaya çıkmış, 140 karakterlik haberleşme sitesidir. Blog yazarının en büyük dostudur. Şu an napıyorsun… sorusundan yola çıktı 2009′un en iyi websitesi oldu. Taklitleri bile çıktı. Parasal olarak hala kar etmiyor ama popülerliği artarak büyüyor. Kendi jargonu oluştu, en önemlilerine değinelim.

Tweet

Gönderdiğiniz yazılara, tüm gönderilere tweet deniyor.

Retweet nedir? Nasıl yapılır? Copy Paste Yapsak olmaz mı?

Güzel bir tweet (gönderi, yazı) gördünüz. Bunu kendi arkadaşlarınızla, takipçilerinizle (followers) paylaşmak için en kısa yol. Yeniden tweetliyorum gibisinden anlam taşır. Takip ettiğiniz kişiyi arkadaşlarınıza önerme biçimi olduğundan güzel bir harekettir. Twitter’ı biz yapsaydık kesinlikle ReTweet tuşu olmazdı. Adam güzel yazmış, kopyala yapıştırayım ama nickini boşver sadece yazısını derdik. Zaten bu özellik kullanıcıların toplu hareketinden ortaya çıktı.

Eskiden buralar dutluktu

Dediğim gibi önceden retweet butonu yoktu bunun için RT @kullanıcı_adı ve tweet şeklinde yazıyı kopyala yapıştırılıyordu. Hala bu yöntem kullanabilir ama retweet butonu ile işler bir tıkla hal oluyor.

Örneğin RT @akvaryumkeyfi süper bir site http://www.akvaryumkeyfi.com !!!

Twitter kime yarar, 140 karakter ile devrim yapılabilir mi?

Adı sanı duyulmamış bir web siteniz varsa (çoğu öyle :) )) için birebir çözüm.

Gözlemlediğim kadarıyla, google’dan bir şeyler aratıyoruz sonra ilk sırada olan başlığa tıklıyoruz.  Aramayı yapan kişi siteye giriyor bilgiyi okuyup, işine yarayanı ışık hızıyla tüketip gidiyor. Ya ben böyle yapmıyorum diyen varsa, arama çılgını modundayken kendini hatırlasın. Bu bilgi iyiymiş, ya bu sitenin ismi neymiş, favorilerime ekleyim diyen çok çok az bir kitle hatta yok böyle bişiii…

Siteye ikinci kez ziyareti bile olmuyor 1 dakikada tüketip gidiyor çoğunlukla…

İşte devreye burda Twitter giriyor.

Örneğin bir blogunuz vardır ama arkadaş kitleniz yazdıklarınızla pek ilgilenmiyordur. Hatta sitenizin adresini bile bilmiyordur. Biliyordur da unutmuşttur. Net miydi? Com muydu? Uff google da da çıkmıyor deyip arayıpta bulamayanların, gözünün içine sokmak için twitter birebir bir araç. Niye derseniz google’dan araması ile gelen organik ziyaretçiler bilgiyi süpürür gider, yada aradığını bulamaz çeker gider. Bu ziyaretçi kitlesinin %1 ‘ini sadık ziyaretçiniz yaparsanız gerçekten şanlısınız. Sadık ziyaretçi: Takipçiniz olan sürekli sitenizi ziyaret eden, dizi film izleyen yazıklarınız kaçırmayanlardır. Bu ziyaretçiler sonra üye olur, yorum yazar, katkı yapar ve bir yerlere yönlendirirseniz veya görevlendiriseniz yaparda yapar.

Yani lafın kısası kemikleşmiş bir tabakanız olamazsa diğer siteler arasında kaybolur gidersiniz. Twitter ile bir takipçi kitlesi yarattıyorsunuz zaten. Sizi takip edenler robot değilse (burda ironi yapmıyorum twitterda robot programcıklar var) çoğu kişi gibi Aaaa bakıyım,  serkan ne yazmış diye tıklayacaktır. Ama gerçekten sıkı bir takipçi kitlesi yaratmışsanız bu dediğim geçerli… Eğer güzel yazıyorsanız ya da o kitlede ki insanlara hitap eden konulara değiniyorsanız, ilginçseniz, eğlendiriyorsanız, yararlı bilgiler veriyorsanız, vs vs yöntemleriyle kitlenizi yaratıp peşinizden koşturursunuz. Zaten başarılı sitelerde böyle oluşmuyor mu? ;)

Twitter için hala geç kalmadınız.

Ayrıca Twitter’da ağızdan ağıza pazarlama benzeri bir oluşum var. Eğer tıklamaya müşteri gözüyle bakarsanız. Her otobüse , vapura bindiğinizde veya alışveriş merkezinde gezdiğinizde bu kişilerin %10′nun bilgisayarı olsa benim siteyi tıklasa günlük ziyaretçi kapasitemi aşarım gibi düşüncelere dalarsınız. Twitterda insanlara ulaşmak kısmen daha kolay(şimdilik), facebook gibi yarı kapalı görünümde değil. Rastgele kişileri takip etseniz, illa ki birileri sizi takip edecektir. Hatta takip etmese bile profil sayfanıza bakıp, site linkinizi tıklaması mümkün. Hali hazır bilgisayarın başına oturmuş, tıklamaya hazır bekleyen eskiden ulaşmadığınız bu insanları kaçırmayın. Twitter üzerinde iletişim kurmanın daha kolay olduğunu da unutmayalım.

Bir hesabımda sadece benim ilgilendiğim konularla ilgili yazı yazanları aratıp takip ediyorum. Bulduğum kişiler, benim ilgilendiğim konuyla ilgilenmese bile onların sitesine bakıyorum. Eğer ilginçse rss’ini alıp takip ediyorum böylece bilginin ana kaynağına ulaşıyorum.  Bilginin ana kaynağı neden çok önemli derseniz google’ın asıl gücü, bilgiye ulaştırması ama artık onun sırları da keşfedildiğinden sonuçları saptıralabiliyor (abuse) edilebiliyor. Google’ın bulduğu o bilginin kaynağını da oluşturan yine insanlar ama birileri sanki o bilgi anonimmiş gibi kopya yapıştırdığından gerçek sahibine ulaşılamıyor. Dikkat ettiyseniz, arama sonuçlarında aynı yazı, noktasına virgülüne dokunulmamış şekilde birebir kopya halinde başka sitelerde rastlanıyor.

Ana bilgi kaynağı insansa ona ulaşmak için twitter daha mantıklı bir yol.

Avrupa Kısa Kulvar Şampiyonasından Kıssadan Hisse

Balık Hafızasının 3sn olmadığı kanıtlandı. Ya bizim hafızamız?


Avrupa Kısa Kulvar Şampiyonasına kayıt yaptırmayı unuttuğumuzdan belki ilk defa ev sahibi sporcuların bir turnuvaya katılamamasına tanık olacağız. Böylece altın harflerle guinness rekorlar kitabına gireceğiz.

Anlamadığım bir şey var. (Laptopu olmayanlar ne yapacak değil.)

Uluslararası yüzme şampiyonası için kapalı yüzme havuzun yoksa; niye bu organizasyonu yapmaya balıklama atlarsın. Hele bir de katılmaya niyetimiz yoksa!

Bu işin Maliyeti Ne?

Abdi İpekçi Spor Salonu’na havuz kondurmak ve organizasyon için 10 milyon TL’yi aşkın harcama yapılmış. Keşke bu paralarla başka bir kente, kapalı yüzme havuzu yapılsaydı geçici bir havuz için bu kadar harcama akıl alır gibi değil…

İşler Ters gitmeye başladığı zaman arkası gelir mi?

Aslında kısa kulvar şampiyonası için bir havuz yapılmış ama kısa kulvar yaparken gerçekten kısa yapmışlar. Birkaç santim kısa olunca orda uluslararası turnuva yapmak mümkün değil. Böylece basket salonundan bozma havuzumuz oldu. (Şaka değil gerçekten!)

Korktuğum nokta şu:

2010 Dünya Basketbol şampiyonası Türkiye’de yapılacak. Ona da katılmayı unutabiliriz veya spor salonu havuza dönüştüğünden maçları Caferağa Spor salonunda oynatmak zorunda kalabiliriz. Su ve parkenin süper bir ikili olmadığını biliyoruz değil mi? Umarım Basketbol Federasyonu da biliyordur.

Abdi İpekçi Spor Salonu bir joker midir?

Eurovizyon, dans yarışmaları, devler ligi adı altında halı saha maçları…
Hatırlayamadığım sayısız organizasyon burda yapıldı.
Büyük şehir gibi görünen ama büyük bir köy olan İstanbul’un etkinlikler için bir gösteri merkezinin olamaması gerçekten acıklı bir durum. (Maydonoz’un çadırdan bozma showlandini gösteri merkezi saymıyordum. Zaten yandı kül oldu.)

Yazarın Cansıparane Fikri :P

Bence nasılsa havuzu kurmuşuz, havuz kalsın orda suyunu donduralım. Orda buz pateni, curling, buz hokeyi turnuvası alalım. Nasılsa 2010 Basketbol turnuvasına daha çok var, boş durmasın salon. Hatta Salonun ismi Abdi İpekçi Transformers Spor Salonu olarak değiştirilisin. :D

GDO Genetiği Değiştirilmiş Gıdalar

Geçen gün sormuştum. Balıkta GDO var mı diye ? Üretimi yapılan hayvansal gıdaların hepsinde var. Kümes, ahır hayvanları ve su ürünleri hepsinde…

Bu sonuca nasıl mı ulaştım?

Soya bitkisel proteinler ve yağ asitlerince zengin bir besin. En çok üretimini yapan ülke ise Amerika. Amerika’da üretilen soya’nın %90 ‘ı genetiği değiştirilmiş. Türkiye’nin, Amerika’dan kuru yük gemileriyle ithal ettiği bu ürünün %10 ‘luk organik GDO’suz olduğuna inanmak herhalde saflık olur. GDO’nun amacı zaten üretimde verimi arttırmak, giderleri azaltmak. Ucuza mal edip kar elde etmek. Yani GDO’lu soyalar geldi geliyor.

Soya üzerinde durmamın nedeni:

Soya, üretimi yapılan hayvanların yem formüllerine, besleyici faydalarından ve ucuz protein kaynağı olmasından dolayı eklenir.

Ayrıca geçen izlediğim tartışmada, GDO’lu besinin DNA’sının yiyen canlının etine bozulmadan geçtiğini açıkladılar. GDO’yu savunanlar geçmediğini, karşıt grup ise geçtiğini savundu ikisi de savlarını bilimsel araştırmalarla destekliyorlardı. (Ne yazık ki parayı bastıran istediği gibi bilimsel yazı yazdırabiliyor.)

Biz ne kadar soya alıyoruz ki ya da ne kadar yem üretimi yapıyoruz ki filan diyenler için internette rastgele bulduğum, soya işleme fabrikası ve kapasitesi…

Günde 450 ton soya fasülyesi işleme kapasitesine sahip olan tesiste,  320 ton soya küspesi, 90 ton ham soya yağı ve 30 ton soya kabuğu üretimi yapılmaktadır. X Soya Yağı üretim tesisinin yatırım maliyeti  10 milyon USD olarak gerçekleşmiştir.

Bu kadar soya kapasitesi olan bir fabrika herhalde boş durmuyordur. Bu sadece bir fabrika…

Durumun vahamiyeti ortada başka sözüm yok.