Bisiklet sporunu seviyorsak ve büyümesini ve gelişmesini istiyorsak yılda sadece bir tur az değil mi?
Tek günlük uzun bir etaptan oluşan bir yarış olsa nasıl olurdu. Belki Kapadokya’dan geçen bir günlük yarış Anadolu’nun tanıtımı için güzel olabilir. Kapalı velodrom pistlerinin yapılması kışında bisiklet yarışı için yer sağlamış olur. Hem de olimpiyat düzenlemek isteyen ülkemiz için hazır bir tesis oluşturulmuş olur.
Manisa, İskenderun ve Düzce gibi bisikletin, halk tarafından kullanıldığı yerlerde yapılacak yarışmalar ve bunların canlı yayınlanması bu sporu sevdirecektir.
Yani yılda bir büyük tur düzenleyelim, sonra başka bir etkinlik yapmayalım düşüncesi olmamalı… Mümkün olduğunca çok tanıtımla bunlar duyurulmalı…
46. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nda gerçekleşen büyük kaza üzerine yapılan açıklamalar insanı şok ediyor.
Başkan Müftüoğlu’nun açıklaması:
Bu yukardaki açıklama beni açıkça şok etti. Kaza yolunun helikopter kamerasından gördüğüm kadarıyla 2 şeritten çok hızlı bir şekilde daralan bir virajdı. En son düzlük öncesi bu kadar dar bir dönüş olması etabı düzenleyenlerin hatası olarak görüyorum. Umarım kaynak gösterilen uzman, trt spikeri değildir.
http://foto.balikekmek.net/tag/bisiklet-turu/
http://foto.balikekmek.net/category/fotograf/spor/bisiklet-turu-2010/
16 Nisan’da yapılan özel seyirci etabını yerinde izledim.
Birinci hata, tribünlere ulaşım. Tribün fiyatlandırması galiba yürüme mesafesiyle ters orantılı ayarlanmıştı.
Deniz otobüslerinin ordan T3 adlı tribüne normal yürüme hızıyla gitmem 20 dakika sürdü. Aynı olayı F1 çıkışında yaşamıştım.
Tribünler alçak yapılmış. Alt sırada oturanlar iş park duvarını ve çitlerini izledi.
Tribünlere ya biletsiz insanlar giriş yaptı ya da bir koltuğa iki bilet satıldı. İnsanlar merdiven aralarında ve sandalye aralarında çift sıra oluşturarak izledi. Koltuklar zaten pislik içindeydi. Tribünün en üstüne çıkan bile vardı. Sonra ne oldu bilmiyorum düşmüşte olabilir…
Tribünler ne zaman müzik çalsa hoplayan zıplayan insandan sallanıyordu iyi yıkılmadı.
Pistte işpark çıkış levhaları, yerde park çizgileri filan komik görüntüler oluşturuyordu. Profesyonellikten uzak; Gecekonducu, göçebe bir izlenim veriyor bu görüntüler. Aydınlatma benim bulunduğum yerde çok kötüydü zar zor fotoğraf çektim.
Yollar kapanmadan yola çıktığım için trafik sorunu yaşamadım. Yol kapatmasıyla bu ralli adını Türk izleyicilere duyurmuş oldu. Hatta F1′den daha iyi reklamını yapmış oldu. Ralli ile ilgilenmeyenler bile bu yol kapatma olayı ile böyle bir organizasyondan haberdar oldular. Ama pek olumlu düşünceleri olduğunu sanmıyorum
Düzgün bir ralli özel etabı yeri yapılmadıkça böyle bir etkinliğe katılmayı bir daha düşünmüyorum, kimseye de gitmesini önermem.
Zorlukla çektiğim fotoğraflara burdan bakabilirsiniz. http://foto.balikekmek.net/category/fotograf/spor/rally-2010/
Bugün yapılan ralli turunda ise bizimkiler etap yollarında birkaç düzenleme yapmışlar. Bu düzenleme ralli pilotları test sürüşlerini yapıp notlarını aldıktan sonra yapılınca büyük bir tehlike oluşturuyor. Adam burda hızlı bir düzlük vardı derken siz bir zıplama noktası oluşturursanız. Adam uçar, izleyicileri ezer geçer.
Aynı buna benzer yol kötülüğü olayını; Cumhurbaşkanlığı Bisiklet turunda da izledik. Son bir kilometreye öyle bir dar viraj konmuş ki adamlar büyük bir kaza yaşadılar.
Yani sonuçta biz böyle organizasyonları kaldıramıyoruz. Biz organisazyon yapabiliyoruz.
WRC yani Dünya Ralli Şampiyonası İstanbul’da
En son sıkı ralli takibi Colin McRae, Carlos Sainz, Tommi Mäkinen, Richard Burns gibi isimlerde kalan birisi için yeni isimler biraz uzak olsa da bu yarış kaldığı yerden devam ediyor. WRC İstanbul tüm yarış severlerin, fotoğraf severlerin kaçırmaması gereken bir organizasyon. WRC araçlarının albenili görünüşü ve rallinin en üst seviye pilotlarını izleme imkanı bulacağız.
Ralli 15-18 Nisan 2010 tarihleri arasında gerçekleşecek.
2009 ‘da yapılan ERC rallisinin Ballıca parkurunda çekmiş olduğum fotoğraflara burdan bakabilirsiniz.
Ralli hakkında ayrıntılı bilgilere burdan ulaşabilirsiniz. http://www.rallyofturkey.org
Ayrıca ödüllü yarışma için http://www.turkiyerallisi2010.com/
Bu tatlının adı yiyince pişman olmaktan değil, alınca pişman olmaktan geliyor galiba
Eve bir tane almışlar. Kutunun dış görünüş güzel. Kutunun ortasını şefaf yapmış, iki renkli, dört tanesi top top gözüküyor.Kutudan pişmaniye haznesini çıkarınca bir bakıyorsun. Pişmaniyelerin bulunduğu karton kısımın kenarlıkları baya geniş. Pişmaniyeden çok karton var. Yani kutu büyük fakat kutunun içerdiği pişmaniye, kutunun büyüklüğüne göre az.
İyice inceliyince, üzerinde iki tane farklı son tüketim tarihi olduğunu farkettim. Keşke üzerine Türk Malı yazmasalarmış. Çinlilerin taklit, bir sene dayanmayan ürünlerinden farkı ne ki, bu da tüketiciyi kandıran bir pazarlama şekli hem de Türk Malının itibarını zedeliyor.
AKP evinizin önüne park etmek artık paralı olacak dediğinde acaip tepki çekmişti. Sonra evirdiler çevirdiler nasıl kanunları bir virgül koyarak anlamını kendi istedikleri biçimde çeviriyorsa bunu da hayata geçirdiler.
Eskiden ortalık, otopark değnekçileri ile doluyken şimdi ana yollar ve yan yollar işpark çalışanlarıyla dolu. Eğer sokağınızda işpark çalışanı yoksa yol vergisi adında bir vergi geliyor. Yola bakıyorum en son igdaş 10 yıl önce doğalgaz bağlamak için kazmıştı. Bütün sokak o igdaşın yamalarıyla, 10 yıldır yamalı bohça gibi duruyor. 10 yıldır asfalt atılmamış göçüklü yamalı yola vergi veriyoruz.
Vergiyi yatırmak için vergi dairesine gidersin. Park ettiğin yerden 10 dakikalığına ayrılırsın. Geldiğinde üç arabayı bloke edecek şekilde paralel park etmiş kişiyi beklersin. Güvenlik görevlisine sorarsın bilmem der, bir anons yapmak zoruna gider.
Aracın sahibine, “35 dakka sizi bekledik” diye söyleyince üstüne bile alınmaz saygısız davranışına devam eder.
Yanındakine “Bana mı söylediler” der.
“Gitmiyorum, napıcaksınız” der.
“Çekici çağırırım” deyince yağ gibi üste çıkıp, hem saygısız hem kaba hem de güçlü olarak.
“Burası devlet personeline ait bir park yeri, ben de polisim” der.
Yani polis olunca böyle kimseyi umursamaz bir tavırda saygısız park edip, ben kimim biliyor musun? diyebilme yetisine sahip olabiliyorsun. Pek polis olduğuna inanmadım ama her neyse…
Geçen gün de bindiğim belediye otobüsü, her zaman ki gibi tıklım tıkış giderken, bir otomobile çarptı mı? sürttü mü? Tam olarak göremediğim bir olay oldu. Otobüs şöförü, hiç bir şey olmamış gibi durakta yolcu indirdi bindirdi. Aracına çarpılan ya da sürtülen kişi sadece otobüsün peşinden koşmakla kaldı. Durakta bekleyen iki adam, otobüsün arkasında dona kalan mağdur vatandaşın sırtını sıvazladılar. Bu adam sıvazlamayla kala kaldı, büyük ihtimalle boğazı düğümlendi.
Eve geldim, geliş o geliş. Bu sefer tam bir saat elektrik kesintisi…
Hep mağdur olan TC vatandaşıyım.