Neyse halkımız bu tuzaklara düşmüyor. Normal günlerde bile hediye olarak alınmayacak ürünleri, kalpler içinde indirim diye satmaya uğraşıyorlar.
İşte iki örnek.
Iphone’nun hormonlusu diyebiliriz.
Amazon’un Kindle’ı gibi Elektronik kitap (e-book) yükleyip okuyabiliyorsunuz.
Albümünüzdeki Resimlere bakabiliyorsunuz. Video izleyebiliyorsunuz. Oyunlar ve Applikasyonlar yükleyebiliyorsunuz. YouTube’da HD video izleyebiliyorsunuz.
Fiyatlandırma sabit disk kapasitesine ve 3g olup olmaması ile değişiyor. En ucuz model 16 GB harddiskli ve sadece WiFi’li (3G olmayan) model 499$ olarak belirlenmiş. Türkiye’de kesinlikle bu fiyattan satılmayacağını tahmin edebiliyorsunuzdur.
Metroda, otobüste ve vapurda ipadini açıp, gazete okuyan insanlar göreceğimi pek zannetmiyorum. Ama Ipad sanki netbook piyasasına göz dikmiş gibi görülüyor. Bir çok kullanıcının netbook alacağına, daha şık ve daha havalı bir teknolojik ürün ipade yönelmesi muhtemel. Hem dokunmatik ekran insanlara daha cazip geliyor. Ama Iphone, taşınma kolaylığından dolayı çoğu insanın birinci tercihi olacağından Ipad’in bizde pek tutmayacağını düşünüyorum.
Ipad’i ana bilgisayar gibi kullanmayı planlayanlar da hayal kırıklığına uğrayacaklar. Ipad, Iphone’nun daha geniş ekranlısından başka bir şey değil bir nevi hormonlusu oluyor. Hala flash desteği yok. Web cam veya kamerası yok. USB Yok. Pil Değişimi yok. Aynı anda 2 iş yapamıyor. aynı anda müzik dinleyip web sitesi gezmek gibi… Bu büyük ekrandan 10 saat pil ömrü beklemek biraz saflık, siz 6 saatte bitirirsiniz. Yine de piyasaya çıkmadan yerden yere vurmamakta yarar var. Dokunmatik klavyesinin hissedebilir olması gibi yenilikler de içeriyor.
Bu ürünü gözüm kapalı alırım diyen apple fanatikleri yorum yapabilirler.
Taş alırım daha iyi
http://www.doobybrain.com/2010/01/27/ipad-vs-stone-tablet/
Avatar’ı izledim ama ben de öyle süper bir etki yaratmadı. Biraz ordan burdan toplama bir senaryo gibi görünüyor. Efektler filan güzel, konu sürükleyici ama bildiğimiz aksiyon ve hafif bilimkurgu filmlerden sıyrılamıyor. Sadece farkı, filmi çekerken üstüne mavi boya dökülmüş olması…
Filmde insanı rahatsız edecek düzeyde, aşırı bir bilmkurgu olay yok. Aksiyon var ama çok gerginlik yaratmıyor. İzlenmesi rahat geniş bir kitleye hitap eden bir film diyebilirim. (Sindirimi rahat yemek gibi
) İyi vakit geçirmek için birebir ama çok yüksek beklentiyle filmi izlememek gerekiyor çünkü bilindik klişelerle dolu olduğu görülüyor.
Mel Gibson’ın pek ilgi çekmeyen Apokalipto (Apocalypto) filmini izlemediyseniz. Avatardan sonra izlenebilir. Mel baya başarılı bir film çektiğini söyleyebilirim.
!—————-Filmi izlemediyseniz bu kısmı okumayın———————–!
Film’e, Lost adasından Anna Lucia sanki aynı kıyafetleriyle filme katılmış gibi bir izlenimi ben de hakimdi. Başka bir aktör veya aktrist seçilseydi belki daha iyi konsantre olurdum.
!—————-Filmi izlemediyseniz bu kısmı okumayın———————–!
Son zamanlarda izlediğim, beğendiğim filmler. Bu filmler de , ortak bir nokta buldunuz mu? Listede beğendiğiniz ,beğenmediğiniz film var mı? Yorumlarınızı merak ediyorum.