Hala ideal bir beşli yok.
Oyuncular aralarında anlaşamıyorlar kimya oturmamış.
Maccabi gibi hızlı ataklar karşısında geri gelemiyoruz. Beşe bir şeklinde fastbreak yiyen Efes ilk defa gördüm.
Dış atışlar yine felaket. Bu adam atar diyemiyoruz.
Hücumlarımız berbat, oyun kurucu topla bekliyor. Diğer dört oyuncu da hareketsiz pas beklemesi şeklinde oluyor. Santiago gibi içeriyi zorlayıp karşı takıma faul aldırma, pota altından kenar koşuları filan yapılmıyor.
Maçın kırılma anı Kasun’un fileyi koparması oldu. File kopunca bizim takım dinlenmiş oldu, Maccabi de oyundan soğudu.
Bir ay oldu galiba çok az kişinin izlediği bir allstar gibi bir maç yaptılar. Sinan Güler ondan beri sakat. Böyle önemli maçlar varken bir smaç yarışması uğruna sakatlandı.
Bu salonlarda 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası yapılacak ama yedek file yok. Maç 5 dakka filenin tekrar dikilmesi için durdu. LeBron James potayı kırsa camcı mı çağıralacak ?
İlk 15 dakka üşüyen sporcular var güçleriyle deli dana gibi koşuyorlar, maksat akın değil ısınmak.
Ortada garip garip paslaşmalar, yan paslar, kaleciye geri paslar, taç çizgisinde sıkışan taçla veya sakatlanmayla sonuçlanan toplar.
20 dakka kesin yerde kıvranan futbolcularla geçiyor. Kasap gibi çift dalan futbolcular kesinlikle kart almıyor. Ama itiraz edenler şak kartı alıyor. Yerde kıvrananların çoğu numara yapıyor zaman geçirmeye yönelik.
Şut kesinlikle yasak , goller hep karambol seken çarpan toplardan geliyor. Şut atılırsa farklı şekilde out veya et gibi bir şut oluyor.
Paslar hep adamın arkasına, ya da adamın dibine kadar dripling yapıp veriliyor, tek top oynamak yasak. Zorda kalınca benden gitsin de nereye giderse gitsin diye uzunca vuruluyor. Paslar genellikle şut gibi adamın yakalayamayacağı sertlikte oluyor, yuvarlasa gol olacak… Duvar pası yapıldı mı spiker o süper , mükkemel gibi sesler çıkarıyor.
Kavgalar ve hakeme itirazlar da olmazsa olmazlar.
Şişirilmiş bir lig. Ortada futbol yok sadece işkembeden sallayan takım fanatikleri var. Gerçekleri görmeden, bağnazca izledikleri komediye, futbol deyip saatlerce tartışıp, birbirini boğazlıyorlar.
Igor Rakocevic ve Ergin Ataman atışması oldu. Bu küçük çapta baş kaldırma, Bojan Popovic transferine ışık tuttu. Geçen yazımda yazdığım, kafamı kurcalayan Popovic, transferinin gerçek nedenini ortaya koymuş oldu. Igor ile arası bozulan Ergin, bu transferi istedi.
Bugün oyundan haklı bir şekilde alınan Igor Rakocevic, Ender‘in zamanı tükettiği ve boş turnike kaçırdığı iki akın sonrası Ergin Ataman’a çıkıştı. Ataman’a beni aldın ama aldığın adam neler yapıyor gibilerinden çıkıştı ve ufak bir kafa temasına girdiler. İsrailli reji’de bu görüntüyü kaçırmadı son periyotta, bu ikiliyi bir çok kez aynı kadrajda görüntüledi.
Efes, zerre kadar Türk basketboluna katkı sağlamayan, lejyoner takımdan ibaret. Oyuncular arasındaki kamplaşma ve yanlış kadro oluşumu görülüyor.Efes gibi hepsi ayrı telden çalan bir karma oyuncu topluluğundansa; Yensin veya yenilsin Sırplar veya Litvanyalıların yaptığı gibi kendi ülkesinin sporcusunu oynatan, sporcu kazandıran takımlar gözüme daha hoş geliyor.
Ayrıca Maccabi taraftarı her zaman salonu dolduruyor ama bu sefer sponsor faktörünü farkettim. Maç sonunda yapılan çekilişle kazanana LCD televizyon verdiler. Biz de efes molalarında gözüken büyük sponsor var ama sadece göz boyama reklam yapıyor. Rakip firmalar Abdi İpekçi’de veya başka bir salonda böyle reklam yapsa hem diğer firmayı siler geçer hem salonlarda neden boş yer yok diye bir soru oluşur.
Nur Germen ya da namı değer Nur Şampurt, Preston Shumpert’ı öve öve bitiremedi.(Manejeri mi ne ?) Bu takımdaki en iyi yabancı, ne kadar az oynasa da Daniel Santiago olduğu aşikardır kesinlikle hem lig maçlarında oynatılmalı hem de anlaşması uzatılmalıdır.
Son 16 takıma şans eseri kalan Efes yine ışık yakmıyor, son transfer Popoviç ise kalan son maçları kurtaracak bir oyuncu olmadığı aşikar. Ender’in bile şut konusunda hiç olmazsa göz damlası atışı var.
Igor bile tek başına Partizana karşı elinden gelen en iyi oyununu çıkarmıştı ama takımın diğerleri ona ayak uyduramadığından kaybetmişlerdi. Takım olmadıkça bireysel performanslarla artık maç almak zor. Efes bu kadar parayı yabancı oyunculara dağıtacağına Türkiye için hiç olmazsa bir spor salonu yapsın. Efes’in son yıllarda manjerlerin oyuncağı oldu ve tam bir oyuncu öğütme klubü haline geldi.
Santiago gibi bir oyuncunun kenarda oturması ise beni deli ediyor. Zaten Türkiye liginde yabancı kontejanından dolayı oynatamıyorsun, eurolig maçlarında kenarda bekleyecekse niye alındı ki… Hem Kaya, Ermal ve Kasun’dan daha iyi savunma ve hücumu olmasına rağmen paslanıyor. Galiba Ergin Ataman, 2010 dünya şampiyonasında Türkiye milli takımının başına geçmeyi ve Porto Riko’yu formsuz bir Santiago ile zayıflatmayı planlıyor.
Efes, yenebileceği bir Real Madrid’i elinden kaçırdı. Nur Germen’in bazı oyuncuları kayırmasını da anlamış değilim. Şumpırt da Şampırt bu oyuncunun menajeri mi ki bu kadar met ediyor.
Kerem Tunceri’nin, Real taraftarı tarafından alkışlanması güzel bir görüntüydü. Tanyeviç’in takımı gençleştireceğim diye İspanya’da yapılan şampiyonaya, en formda ve tecrübeli zamanında Kerem Tunceri götürmemesi…
Hatasını anlayıp sonra tekrar milli kadroya almasına değinmeden edemedim.
Stoke City – Arsenal Federasyon kupası maçından gördüğüm kadarıyla Tuncay, uzun taç atmanın zorunlu olduğu bir takıma gitmiş. Tuncay’ın kadroda yer bulamamasının nedeni kısa taç atışı olsa gerek.
Şaka bir yana Stoke gayet düzgün bir takım bizim şaşkına pek yer yok. Keşke Almanya liginde bir takıma gitseydi de güzel güzel izleseydik.